Bu gidişle dünya havacılık tarihinde ülkemizin önemli ve farklı bir yer alacağına hiç kuşku kalmayacak sanıyorum. Bize bu ayrıcalığı sağlayacak olayları “havalimanlarındaki, hatta havalimanı sınırları dışına taşan sıra dışı kazalar” başlığı altında toplayabiliriz herhalde… Bu gruba dahil olacak olaylar hızla artıyor. Havalimanı muhabirliği yaptığım dönemden anımsadığım, iki-üç saat gibi zaman aralığında art arda pistten çıkan Irak uçakları hepimizi şaşırtmıştı. İkinci uçağın pilotu, pistten çıkmış ilk uçağı seyrederken kendisi de aynı akıbeti yaşamış ve facia kılpayı atlatılmıştı gerçekten… Birkaç yıl sonra 1996’da Mısır Havayolları’na ait Boeing 707 pistte duramayıp yola çıkmış, bir taksiyle de çarpışarak alev almıştı. Aslında 19 yolcunun yaralandığı bu kazada çok daha büyük kayıp meydana gelebilirdi.
Bu yılın başında yaşanan bir başka akıl almaz kaza, de-ice uygulaması sırasında oldu. Devrilen aracın altında kalan THY Techizat Operatörü Güven Alkan yaşamını yitirdi.
Ardından yenilenen pistte şirketinin Mercedes’iyle hız denemesi yapan bir şoför ve insanın hayal gücünü zorlayacak bir başka kaza… Pistten çıktıktan sonra havalimanını çevreleyen duvarı da aşan otomobil, o sırada seyir halinde olan bir cipin üzerine düştü. Kazada cipin sürücüsü yaralandı…
Ve son olarak Atatürk Havalimanı’nda kontrolden çıkan traktörün iki THY uçağına çarptığı kaza… İnanılmaz gibi görünüyor ama gerçek işte…
Geriye doğru baktığımızda bu kazaların etkisinin birkaç gün içinde yok olduğunu, ölenin öldüğüyle kaldığını, olumsuzluklardan hiçbir ders çıkarılmadığını söyleyebiliriz.
Yaşanan gelişmeler, defalarca söylenmesine, uyarılmasına rağmen gelecekte de pek fazla değişiklik olmayacağını gösteriyor. Yine de havacılığımızın geleceği, özellikle uçuş emniyeti konusunda yılmak bilmeden mücadele veren, her an elini taşın altına koymaktan çekinmeyen -sayıları az da olsa- iyi niyetli insanlarımız var… Sivil Havacılık Akademisi’nden söz ediyorum. Yapılan toplantıların, görüş alışverişinin ardından Akademi, bir bildirge hazırladı. Ülkemizdeki sivil havacılık sorunlarını irdeleyen ve çözüm önerilerini içeren bu bildirgeyi haber olarak değerlendirdikten sonra Airkule.com anasayfada bir süre daha kalması için bir banner hazırladık. Umarım yetkililer, ilgililer dikkate alır. Amaç bu konularda sorumluluğu olanlara katkı sağlamak…
Bildirgenin hemen giriş bölümündeki uluslararası sivil havacılık kaza oranları arasında ülkemizin sahip olduğu oran ve bulunduğu klasman, aslında sadece havacıları ya da havacılıkla ilgili kesimleri değil tüm toplumu ilgilendiriyor…
Bildirgede www.airsafe.com dan alındığı belirtilen rakamlar şöyle:
“Örneğin Delta ve British Airways’in 1 milyon kalkış itibariyle ölümlü kaza oranı 0.17’dir. Bu oranlar, Northwest, Continental, US, United, Lufthansa, Air Canada gibi şirketlerde 0.21-0.33 bandında; Air France, KLM, Swiss, Japan şirketlerinde 0.72-1.36 arasında seyrederken, bizim oranımızın 3.60 olması dikkat çekicidir. Bizim klasmanımızda Kenya (2.85); Indian (3.53); İran (3.54) ve Pakistan (4.55) yer alıyor.”
İnsan sormadan edemiyor; evet ‘havacılığımız son hız ilerliyor’ ancak kaza oranlarında görülen olumsuz sonuçlarla ilgili ülkemizde her şey gerektiği gibi yapılıyor mu? İşte hiçbir maddi kaygı içinde olmadan Sivil Havacılık Akademisi çatısı altında toplanan ve gönüllü olarak destek olmaya çalışan havacılarımızın sesine kulak verelim diyorum.
Aydınlık günler dileğiyle…