Değerli okurlarım,
Adli Tatil öncesi işlerimin yoğunluğu nedeniyle, bu hafta değerli yazar İbrahim ERDOĞAN’ın bir yazısını yayınlamakla yetiniyorum.
Hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım.
Hedef 12 Eylül’le yüzleşmek mi? Oy avcılığı mı?
Referandum süreci yaklaştıkça siyasiler hedeflerine ulaşmak için propagandalarında sınır tanımayacaklarının, her türlü istismarı yapabileceklerinin ipuçlarını vermeye başladılar. Sayın Başbakan İLK İCRAATINI AĞLAYARAK YAPTI ve kamuoyunun gündemine OTURDU.
Peki, “AKP gerçekten demokratik bir ülke yaratmak ve 12 Eylül’le yüzleşmek istiyor mu?” sorusuna yanıt almak için, bu partinin siyasi geçmişine ve yaptıklarına bakmak gerekir. AKP’nin bu güne kadarki icraatlarına baktığımızda tüm sorunlara faydacı bir yaklaşım içerisinde olduğunu, demokrasi diye bir derdinin olmadığını rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Toplumdaki rahatsızlıklardan kendi partisinin / siyasi anlayışının çıkarı doğrultusunda bir takım adımlar atmaya çalışıyor, (Yök yasa değişikliği, alevi açılımı, demokratik açılım vs.) bunu da topluma “Değişim ve demokratik bir adım” olarak lanse ediyor. Beceremeyince, karşı görüşte olanları değişime karşı direnen “STATÜKOCULAR” olarak lanse ederek, yarattığı gerilimlerden siyasi rant elde etmeye çalışıyor. (Bu konuda başarılı olduğu da söylenebilir)
Sekiz yıllık AKP iktidarı bu şekilde geçti. İktidarları döneminde darbe karşıtı (boş söylemler dışında) elle tutulur hiçbir SOMUT adım atmadığı gibi tersine TBMM (kendi partileri dışında) 12 Eylül’e yönelik değişiklik önerilerine ve meclis araştırması açılması taleplerine destek vermedi. Kısacası bu konuda iktidarın sicili oldukça bozuk. Bir siyasi partinin referandumdan “evet” oyu çıkartmak, 12 Eylül’e karşı olanların oyunu almak için böyle bir yol izlemesi bir noktaya kadar anlaşılabilir.
Ama bununla yetinmeyerek kendisinin bu oyununa gelmeyen, 12 Eylül’ü her türlü sıcaklığı ile yaşamış, idam sehpalarında yaşamını yitirmiş, işkence tezgâhlarından geçmiş, yıllarca cezaevlerinde her türlü baskıya maruz kalmış insanları 12 Eylül destekçisi olarak sunması ve bunlar üzerinden politika yaparak istismar ederek oy avcılığı yapması kabul edilemez.
Onların asıl amacı “olası bir parti kapatma davasına karşı partilerinin kapatılmasını engellemek ve Anayasa Mahkemesi’ni kendi çıkarları doğrultusunda yapılandırmak için” bir anayasa değişikliğine gitmek. Bu gerçeği görmek için kahin olmaya gerek yoktur. Geçmiş icraatları bunu açıkça ortaya koyuyor.
Ayrıca Bu değişiklikle 12 Eylül anayasasını değiştiriyoruz diye lanse ediliyor ama bu da gerçek değil, Tersine değişiklik adı altında (çeşitli makyajlarla) 12 Eylül anayasasının ömrü uzatılmak isteniyor.
Bizler gerçekten 12 Eylül faşist cuntasının dayatması olan bu anayasanın değişmesini istiyoruz. Ama “bu değişikliğin bir başka dayatma ile değil toplumsal bir uzlaşma ile gerçekleşmesinden” yanayız.
12 Eylülün izlerinin silinmesi için somut talebimizi kısaca şöyle özetleyebiliriz.
1-Öncelikle darbelerin bahanesi olan TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi derhal kaldırılmalı, böylece olası darbe girişimlerinin önü yasal olarak tıkanmalıdır.
2-Cunta döneminde, sıkıyönetim mahkemelerinde, olağanüstü hal mahkemelerinde verilen kararlar yok sayılmalıdır.
3- Başta idam edilenlerin aileleri olmak üzere o dönemde ceza alanların hakları iade edilmeli herkese tazminat ödenmelidir.
4- 4045 sayılı yasa değiştirilerek (140-141-142- 163. maddeden yargılananlar ve 1402’likler) görevine iade edilmeli ve geçmişe yönelik özlük hakları verilmeli.
5- Darbe döneminde vatandaşlıktan çıkartılanlar kayıtsız şartsız vatandaşlığa geri alınmalıdır.
6-Darbecilere ve yandaşlarına verilen tüm akademik unvanlar geri alınmalı, darbecilerin ve yandaşlarının adları okullarımızdan, sokaklarımızdan, meydanlarımızdan silinmeli.
7-Darbecilerin servetleri ortaya çıkartılmalı o dönemde edindikleri mal varlıklarına el konulmalı, emekli maaşları kesilmeli ve bu kalemler kurulacak ‘12 Eylül Tazminatları Fonu’na aktarılmalıdır.
8-Faşist cunta döneminde bu ülkede yaşayan, yargılanan, gözaltına alınan, kaybedilen, idam edilen, işkenceyle öldürülen, zulmedilen, katledilen herkesten devlet adına özür dilenmelidir.
HODRİ MEYDAN
Varsanız böyle bir değişikliğe sonuna kadar desteğiz.
“Yoksa oy için; geçmişte dini sömüren, şimdide devrimcilerin duygularını sömürmek isteyen SİZLERİN takiye ve istismarlarınıza karnımız tok”
BU BÖYLE BİLİNE…