14 Ağustos günü THY’nin İstanbul-Lagos seferini yapan Airbus A 310 tipi uçağında seyrüsefer sistemleri tümüyle arızalanmış ve 196 yolcu ve mürettebat büyük tehlike atlatmıştı.
Havacılıkta çok az görülebilecek (2 milyonda bir) iki seyrüsefer sisteminin birlikte arızalanması ve diğer VOR-NDB gibi konvansiyonel denebilecek sistemlerin de devre dışı olmasıyla uçak Afrika üzerinde adeta boşlukta kalmıştı. Ancak kaptanlar Nejat Tatarel ve Fatih Yurduseven, soğukkanlılıkla iniş için güvenli bir meydan aramış ve bütün olanakları kullanarak uçağı Lome meydanına indirmeyi başarmıştı. Olaydan sonra tüm bulgular teknik ekip tarafından incelenmiş, pilotların ifadeleri alınmış ve sonuçta pilotlar başarılı bulunmuştu. Ancak 24 Eylül günü Vatan Gazetesi’nde Kenyalı bir pilotun bir internet sitesinde konu edilen ve THY uçağının kendi yardımlarıyla inişi gerçekleştirdiği şeklindeki ifadesinin yayınlanması üzerine durum değişti.
Pilotlara ceza mı verilecek
Airkule.com’a gelen bilgiler, Vatan Gazetesinde yayınlanan haberin ardından THY yönetiminin olayı Üst Kurul’da görüştüğü ve uçuşları durdurulan pilotlara ceza verileceği şeklinde… Bu konuda, “Kahraman ilan edilen pilotlar bir gazete haberine dayanarak cezalandırılmak, adeta ‘yargısız infaz’ edilmek isteniyor” şeklinde birçok mesaj aldık.
İşte bu mesajlardan birine aynen yer veriyoruz. Gelişmeleri izleyeceğiz…
KENYALI PİLOTUN YALANIYLA YÖN VERİLEN HAVACILIK
Kaptanlar Nejat Tatarel ve Fatih Yurduseven şimdi de Kenyalı bir pilotun internette yayınladığı ve tamamen kendisini övmek için çarpıttığı yazı nedeniyle THY yönetimince hadef tahtasına kondu. Kenyalı pilotun yazıları Vatan Gazetesi’nde yayınlanınca, THY yönetimi bunun doğruluğunu araştırma gereği duymadan pilotları Üst Kurul’a çıkarma kararı aldı, şimdi de pilotlara ceza verileceği söyleniyor.
Konuyla ilgili bütün veriler, ifadeler detayıyla bir teknik ekipçe incelenmiş ve toplanan kurul bunları değerlendirerek sonuca varmıştı. Pilotların ifadeleri ve teknik bulgular tümüyle örtüştüğü görüldüğünden, bazı dersler ve daha doğru davranış biçimleri tesbit edilse de bütünüyle pilotlar başarılı bulunmuş ve onlara teşekkür edilmişti.
Bu nedenle THY yönetiminin Kenyalı bir pilotun yanlış beyanlarının gazetede yayınlanmasıyla aldığı bu karar, kendi Uçuş Kurulu’na ve pilotlarına güvenmeyerek, yanlış haberlere göre karar verdiği şeklinde eleştiriliyor. Havacılıkta teknik ve uzmanlık alanına müdahale ve alınan kararlara değer vermemek personel arasında ve alt yöneticiler arasında huzursuzluk yaratıyor. Bu durum kuşkusuz uçuş emniyetini de olumsuz etkiliyor.
Uçuş emniyet biriminin incelemeleri yok sayılıyor. Uçuş Kurulu’nun kararlarına saygı gösterilmiyor. Bir gazete haberine itibar edip elindeki bilgilere ve teknik bulgulara dayanarak bu haberi tekzip edip pilotlarına sahip çıkması gerekirken onları Üst Kurul’a çıkarıp illa ki ceza vermeye çalışması ve her fırsatta personeline karşı bu tutumu sergilemesi herkesi rahatsız ediyor. Bu da THY gibi köklü bir kurumun geleceğini olumsuz etkiliyor.
Kenyalı pilot, http://www.avherald.com/h?article=40b3462f&opt=0 adresinde yayınladığı ilk ifadeyi üçüncü kez değiştirmiş durumda ve şimdi olayı gazete haberine konu yapıldığından çok farklı anlatıyor. Çünkü ilk yayınladığı ifadenin doğru olmadığını THY kaptanlarıyla telsizle konuşarak yardım eden vatandaşı Kenya 571’in kaptanı ve Lufthansa Kaptanı biliyor.
THY uçağının başına gelen arıza “shift” hatası denilen ve Atalet Seyrüsefer Sistemlerinin (IRS) bulundukları koordinatı hatalı değerlendirmesiyle başlıyor. Bu hata 2-3 deniz mili olabildiği gibi (Bu kadarı bile bir ILS yaklaşmasında olursa uçağın çevredeki yüksekliklere çarpmasıyla sonuçlanabilir), Lagos’ta olduğu gibi 80 mil üzerinde de olabiliyor. 1983 yılında benzer sisteme sahip 2 F-4 uçağımız 10 mil hata ile Munzur Dağlarına kolda çakılmış ve 4 pilotumuz şehit olmuştu. TK1123 eğer kaptanların tecrübe ve soğukkanlılığı olmasaydı çok büyük olasılıkla havacılık tarihimize büyük bir kaza olarak geçecekti. Tabii kaza sebebi için “pilotaj” denip geçilecek ve uçaktaki arızalar bilinemiyecekti.
Uçak indikten sonra benzer arızalarda yapılan işlem yapılmış sistem resetlenmiştir. Teknik zaten birçok arızada hangarda da sadece bu işlemle arızayı düzeltir. Uçaktaki nedeni bilinmeyen olağanüstü manyetik alan, yerde uzun süre telefonları da kilitlemiş ve kullanılamamıştır. Ancak ikinci resetlemede normale dönmüştür. Kaptanlar haklı olarak olay duyulduğunda “kahraman” ilan edilmiştir. Bu da nedense malum bazı çevreleri pek rahatsız etti. Pilotların uyuduğu yalanını bile yaymaya çalıştılar. Uçağın şu anda uçuyor olması nedeniyle bazı ön yargılı kişilerin savunma refleksiyle pilotları suçlamaya çalışması ve “uçakta arıza yok” şeklindeki yorumları bilim dışıdır ve kişisel husumetlerinden kaynaklanmaktadır. Çok şükür ki, uçakta bütün arızalara şahit bir teknisyen vardır.
Oysa uçakların arıza defterleri benzer yüzlerce arızanın örnekleriyle doludur. Bunları kamuoyuna açıklamak da, “uçakta arıza yok” diyerek dedikoduyla hareket etmek de havacılıkla bağdaşmaz. Pilotlar yaşadıkları her arıza veya tehlikeyi kamuoyuyla paylaşmaya başlarsa uçaklara binmeye çekinen insan sayısı artacaktır. Bu nedenle gazete haberleriyle yönlenen yönetim anlayışı havacılıkla hiç mi hiç bağdaşmıyor.
Olayın kazayla sonuçlanmasını önleyen ve 196 yolcunun yaşamını kurtaran pilotlara yapılan bu işlem en azından meslek camiasının vicdanında yara açmaktadır. Şu anda uçuşları durdurulmuştur. Bu belirsizliği bütün pilotlar kaygıyla izlemekte ve sonucu beklemektedir.