1/ NAZİ’LERİN FANTA’SI:
Günümüzde Coca-Cola Şirketinin bir yan ürünü olan gazlı meşrubat Fanta, 85. yıldönümünü 2025’te kutlamıştı. İlk kez 1940’ta Nazi Almanya’sında ve II.Dünya savaşının en kanlı döneminde ortaya çıkmıştı. Genellikle marka bağlantısı nedeniyle Fanta’nın Amerika kökenli bir içecek olduğu düşünülmektedir. Oysa öyküsü biraz farklıdır.
II.Dünya savaşından önce Almanya’da Coca-Cola çok popülerdi. Öyle ki 1933-1939 yılları arasında 4.5 milyon kasa satılmıştı. Hatta 1936 Berlin Olimpiyatlarının sponsoru bile olmuştu.
Ne var ki Naziler Avrupa’da işgale başlayınca, ABD hemen Almanya’ya uygula yaptırımlar arasında Coca-Cola’nın özütü de vardı. Oysa Naziler iktidara gelince Coca-Cola GmbH şirketinin genel müdürü Max Keith, Almanya’nın resmi içeceği olarak hemen tanıtmıştı. Elbette Alman halkı buna inanmış ve meşrubatın popülaritesi artmıştı…
ABD yaptırımı karşısında müdür M. Keith ve şirketin kimyager şefi yeni bir içecek reçetesi üzerinde çalışmaya başlamışlardı. En sonunda şeker pancarı, elma posası, peynir altı suyu vb. malzemelerden bir içecek üretilmişti. Elbette tüm hammaddeler Almanya’da kolaylıkla bulunurken yeni meşrubat lezzetliydi.
İsim için şirket içinde bir yarışma düzenlenmişti. Almanca “Fantastisch: Sihirli” kelimesinden “Fanta” türetilmişti. Sonuçta 1941’de bir Alman markası olarak tescil edilmişti. Bu şekilde içecek savaşın sonuna kadar üretilmişti. O kadar yaygınlaşmıştı ki evde çorba ve yemeklerde bir tür sos olarak kullanılmıştı. Bu arada işgal altındaki Hollanda’daki Coca-Cola fabrikası da Fanta üretimine geçmiş, sadece şeker pancarı yerine mürver meyvesi kullanılmıştı.

Klasik kahverengi ve halkalı Fanta Şişesi
ABD’de Fanta, 1949’da ticari marka olarak tescil edilince, isim hakları da otomatik olarak Coca-Cola şirketine geçmişti. Alman genel müdür M. Keith Nazi olmadığı için genel müdürlüğe devam etmiş hatta ödüllendirilmişti.
1955’e kadar üretilmeyen Fanta, İtalya’daki Coca-Cola fabrikası, Napoli’de yetişen portakalları kullanarak sodalı yeni bir tarifle denenmiş ve çok başarılı olmuştu. Aynı yıl Fransız bir tasarımcının meşhur kahverengi ve halkalı şişesi de ürünü çekici kılmıştı.
Yeni Fanta aynı yıl Avustralya’da, 1956’da ABD’de iç pazara sürülmüştü. Başlangıçta Coca-Cola şirketi kendi markasının ABD’de güçlü pazar konumunu bozacağı endişesiyle çok fazla üretmemişti.

Çin Halk Cumhuriyetinde bir büfede değişik Fanta şişeleri
1984’e gelindiğinde Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti dahil 36 ülkede hızla yaygınlaşmıştı. Yine 60’ların sonunda limonlu, 80’lerde çok farklı meyve aromalı hatta düşük kalorili çeşitleri üretilmişti. Tüm dünya çapında 200’den fazla çeşidiyle piyasalarda bulunup tüketilmektedir.
2/ ABD ORDUSUNUN ÇİKOLATA ve ŞEKERLEMELERİ:
Günümüzde ABD’nin çikolata devi Hershey şirketi her yıl 373 milyondan fazla çeşitli türlerde çikolataların yanısıra Cadılar Bayramında 105 milyon fıstıklı ezme ve şekerleme üretmektedir. Aynı şekilde Mars şirketinin sadece M&Ms markalı renkli draje üretimi günde 400 milyondan fazladır. Tüm bu devasa üretimin halk tarafından tüketim alışkanlıkları olarak benimsenmesinde en büyük etmen ABD ordusuydu.
II.Dünya savaşı sırasında ABD’de şeker stokları -Filipinler’in Japonlar tarafından işgali, Hawaii’den şeker kamışı taşıyan ticari kargo gemilerinin orduya geçmesi nedenleriyle- kısıtlanınca, Nisan 1941’den itibaren şeker karneye bağlanmıştı. Bu kısıtlamadan ilk önce çikolata ve şekerleme şirketleri etkilenmişti. Hemen hükümette lobi faaliyetleriyle durumu kendi lehlerine değişik bir argümanla çevirmişlerdi: “Cephedekilerin morallerini yükseltmek için çikolata ve şekerleme üretmeliyiz!”

ABD’li asker savaştan sonra Japon kıza çukolata ikram ediyor 1946
ABD savaşa girdiğinde tepedeki yönetici ve generallerin en büyük sorunu askerlerini bir amaç uğruna savaştıklarına ikna etmekti. Askere alınanlar 1929 Büyük Buhranında büyüdüklerinden “Sam Amca = Güçlü ve Bolluk İçindeki Devlet” fikrini pekiştirmek için temel simgelerden biri olan çikolatayı cepheye yollamak çok önemliydi.
Ardından ordunun siparişi gecikmemişti: Hershey şirketi Rasyon D çubuğunu (bir günlük veya bir öğünlük tayın) cephedekiler için üretmeye başlamıştı. Rasyon D çubuğunun tadı haşlanmış patatesten biraz daha lezzetli, yüksek çevresel sıcaklıklara dayanıklı ve kalorisi yüksekti. Yulaf unu, kakao yağı, un, şeker, çikolata, yağsız süt tozu ve B1 vitamininden yapılan ürün başlangıçta tuğla kadar sertti. Barın tadı da "haşlanmış patatesten biraz daha iyi" olması gerekiyordu; yani acil durum yokken askerlerin erzak tüketmesini engelleyecek kadar iştah açıcı olmaması gerekiyordu.

Hershey Şirketinin Ration D barı 600 kalori idi.
Diğer taraftan şirket sahibinin oğlu Forrest Mars, İspanya İç Savaşı sırasında askerlerin etrafında bir şeker kabuğu ile çevrili çikolatalar yediklerini gözlemlemişti. İlham alarak bu fikri ABD’ye geri götürmüş ve 1941'de M&M'ler doğmuştu.
Mars şirketi 1941’de sadece ordu için üretilen M&Ms renkli şekerlemeleri için önce patent alıp hemen orduya satmışlardı. Her iki şirket daha sonra ürün çeşitliliğini arttırmışlardı. Örneğin Hershey sadece ağızda eriyebilen Tropikal Çikolata Barını, Rasyon D’den biraz daha lezzetli olarak üretmişti.
Tipik kapitalizm & Militarizmin iş birliği sonucunda ordu yetkilileri Ration D ve Tropikal Çikolatadan çok etkilenerek siparişleri arttırmıştı. Hershey şirketi savaşın sonuna doğru üretimini haftada 24 milyona çıkartmıştı.
Savaşla harap olmuş Avrupa'daki halklar bazen her türlü yiyeceği bulmak için çaresiz kalmışken, ABD askerleri çikolata erzaklarını dağıtarak ürkmüş ve şüpheli yerel halkı kazanabileceklerini fark etmişlerdi.
Çikolata ve şekerlemeler, ABD ordusuyla birlikte Avrupa, Kuzey Afrika, Uzak Doğu ve Pasifik’e hızla yayılmıştı. Savaşın bitimiyle terhis olan askerler bu kez anavatanlarında aile, arkadaş çevresi, iş yeri vb. topluluklara hızla bu ürünleri tanıtarak damak tadı alışkanlıklarını pekiştirmede çok büyük rol oynamışlardı. Özellikle dar ve orta gelirli ailelerde çok popüler olmuştu. Altmışlı yıllara gelindiğinde Amerikan toplumu bu markaların tüm versiyonlarını benimseyerek iç tüketimi şaha kaldırmışlardı.

Solda Mars Şirketinin M&Ms şekerlemeleri, sağda klasik Hershey Çikolatası
Öte yandan Hershey şirketinin Rasyon D ve Tropikal çikolatasının üretiminde kalite ve nicelik beklentileri aşıldığı için başta ordu olmak üzere pek çok kesimden değişik ödüller kazanmışlardı…
3/ CEPHEDE ÇAY SAATİ:
18 yy başında İngiltere’de neredeyse hiç kimse çay içmezken, yüzyılın sonunda herkesin çay içtiği kesindi. İngilizlerin çaya düşkünlüğü çok önemli olup, kesin kanıtı ise II.Dünya savaşı sırasında hükümetin neredeyse dünyanın tüm çay stoklarını satın almasıyla anlaşılabilir. Bu acil satın alma işlemi 1942’de de başlamıştı. Avrupa’da İngiliz birlikleri bozguna uğradığı için geriye çekmek zorunda kalmış (Dunkerque [Dunkirk] Savaşı), Uzak Doğu’da Singapur vb. kaleleri düşmüş ve en önemlisi hükümet iflasın eşiğine gelmişti. (*).
Hükümet, askerlerin ve halkın moralini düzeltmek için acil çözümün çayda olduğuna karar vermişti. Çay, İngiliz ulusu için en önemli birlik-beraberlik sembolü olarak görülüyordu. Cephedekilere yanlarında evlerini hatırlatan çay, anavatandakiler için sakinleştirici bir faktördü.
1939’da savaş başladıktan iki gün sonra çayla ilgili tüm önlem ve uygulamalar hükümetin karar ve kontrolünde yapılmıştı. Bu süreç 1952’ye kadar devam etmişti. Yıkıcı Alman hava saldırıları başladığında tüm çay stoklarını Londra’nın dışına taşınarak koruma altına alınmıştı. Karne düzenlemesiyle sivillere haftada 60 gram (yaklaşık 21 fincan) çay dağıtılmıştı. Alman hava saldırılarından sonra bir tür gezici kantinler sivillere çay servisi de yapmıştı.

Cephede İngiliz askeri Amerikalı Müttefikine çay sunarken
Hükümet Avrupa, Asya ve vb. her yerden bulabildiği siyah çayı satın almıştı. Alınan miktar o kadar fazlaydı ki sadece ağırlık kıyaslaması yapılırsa top ve diğer mermi stoklarından daha ağırdı. Çay tedariki askerler arasında alkol tüketimini azaltırken, onların ayık ve tetikte olmalarını da sağlıyordu. Ayrıca dayanışmayı arttıran önemli sosyal bir etkinlikti.
Cephede dağıtılan çay, askerlerin susuz kalmamasını da sağlıyordu. Çayı demlemek için gereken su, eski-kullanılmış yağ bidonlarıyla gönderildiği için tadı kötüydü. Bunun için suya çay, kafein eklenerek askerlere enerji sağlanırken kötü tat maskeleniyordu. Çok sonraları bazen bromür de eklendiği rivayet edilmişti…
Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) işgal altında ve açlıkla boğuşan Hollanda’ya havadan 75.000 çay bombası atarak İngilizler için ne kadar önemli olduğunu da vurgulamışlardı. 1941 ve 1942’de atılan bombaların içinde patlayıcı yerine çay poşetleri ve İngilizlerin Hollanda’yı tekrar kurtaracaklarına dair mesajlar vardı.
Cephede askerler çay demlemek için çeşitli yöntemler denerken en yaygını, üstü delinmiş çelik yakıt bidonuydu. Bidonun tabanında kum ve benzin karışımı bulunurdu. İkinci bir teneke yanan bidonun üzerine yerleştirilerek yemek ısıtma ve çay demleme kabı olarak kullanılırdı.
Normandiya çıkartmasından sonra bir İngiliz zırhlı tugayı çay pişirme molasında sayıca çok az Alman askerleri tarafından Villers-Bocage’de tuzağa düşürülmüştü.

Seyyar çay kamyoneti (Boiling Vessel)
Daha sonraları cephelerde kapalı bir kamyonete yerleştirilmiş kaynatma ve demleme kaplarıyla seyyar çay istasyonları (Boiling Vessel) devreye girmişti. Ayrıca gayri resmî bir gelenek olarak, gezici çay istasyonunun en genç veya çömez üyesi, servisi hiyerarşik olarak en kıdemliden başlayarak dağıtımı yapardı.
Savaşın ileriki safhalarında Müttefiklere hatta Mihver birliklerin esirlerine de bu hizmet götürülmüştü.
4/ RUSLAR’IN OLMAZSA OLMAZ VOTKASI:
Çok Eski bir Rus atasözü “Votka düşmanımızdır. Bu yüzden onu tamamen tüketeceğiz” derken votkanın Rus kültüründeki önemini vurgulamaktadır. Örneğin Büyük (Deli) Petro’nun emriyle düzenlenen toplantılara geç kalma cezası 1.5 litre votkayı içmekti. Günümüzde devam eden gelenekte ceza birkaç “shot” azalmıştır…
Çar II. Nikola, Eylül 1914’te başta votka olmak üzere tüm alkollü içecekleri yasaklamıştı. Bu karar ülkenin mali ve moral dünyasını alt üst etmişti. Ardından Ekim Devrimi gelmişti.1925’te J. Stalin alkol yasağını kaldırmıştı.
Savaş zamanında votka stokları yetersizdi. Tahıl ile patates genellikle ordu ve halklara yiyecek temininde kullanıldığı için votka üretimi kısıtlıydı. Oysa 1930’larda Sovyetler Birliğinde yaşanan büyük kıtlıkta, J. Stalin, votka üretimi için gereken tahıl ve patatesin bulunmasını sağlamıştı. Ayrıca hükümetin o yıllarda gelirinin 1/5’i devlet tekelindeki votka satışlarından geliyordu. Yaygın kıtlık döneminde bile votka, Stalinist Ulusal Stratejinin öncelikli ürünüydü.

Solda geleneksel votka şişesi (20yy), Sağdaki resim ceza votkası bardağı sunumu
1941 Temmuz’unda askerlere günde yüz gram votka dağıtılmaya başlanmıştı. Buna “Komiser Rüşveti veya Erzakı” deniliyordu. II.Dünya savaşı içinde vatandaşlar evlerinde gizlice alkol-votka üretimine başlamışlardı…
Bir askerin anılarında “Genellikle, bunlar sadece saldırıdan önce dağıtılırdı. Çavuş, bir kova ve bir kupa ile siper boyunca yürürdü ve isteyenler kendilerine doldururdu. Daha yaşlı ve deneyimli olanlar reddederdi. Genç ve deneyimsiz olanlar içerdi. Onlar, her şeyden önce, öldüler. Yaşlılar votkaya gerek olmadığını biliyorlardı.” şeklinde cepheyi özetlemişti.
Solda Sovyet savaş sembolleri: Votka, asker kepi, kırmızı karanfil, Aziz George Kurdelesi... Sağda Sovyet ve Amerikalı askerler zaferi içkiyle kutluyorlar,
Kıdemli Sovyet askerleri arasında “Komiser Erzakına” karşı çelişkili tutumlar vardı. Bir kısmı votkanın savaş öncesi korkuyu ve gerginliği azalttığına inanıyordu. Diğerleri de alkolün verdiği esriklik halinin savaşın sonuçlarına olumsuz etkisi olduğuna inanmaktaydı. Yine de her iki grup birbirine karışmıyordu.
9Mayıs 1945’te Sovyetler Birliği vatandaşları radyodan Nazi Almanya’sının koşulsuz teslimiyet haberini duymuşlardı. Sevinç içindeki halklar, hemen votka içerek barışı kutlamaya başlamışlardı. Bir rivayete göre ertesi sabah ayık Rus yoktu…
II.Dünya savaşı süresince Kızıl Ordu ve milislerin toplamı 34 milyondu. Bunların %40’ı votka içiyordu. 2024’te Rusya’da üretilen votka miktarı 53.4 milyon dekalitreydi.
5/ MİHVER-MÜTTEFİK ORDULARINDA AMFETAMİN ve METAMFETAMİN (MET) KULLANIMI:
Kişide uyarıcı, geçici verim ve performans arttırıcı, yorgunluğu azaltıcı, uyanık tutma özellikleri nedeniyle II.Dünya savaşında yoğun olarak Almanya, Japonya, ABD, Finlandiya, kısıtlı olarak İngiliz ve İtalyan ordularında kullanılmıştı. Ne var ki ertesi gün veya etkisi geçtikten sonra yaşanan çöküş, zayıflık, saldırganlık vb. ayrı bir handikap olup kullanımda bazı kısıtlamaları beraberinde getirmişti.
Nazilerin kimyacısı Fritz Hauschild tarafından geliştirilen Pervitin, sentetik bir uyuşturucuydu. Süper asker yaratmak (yorulmayan, acıkmayan, uyumayan, korkmayan savaşçı) amacıyla üretilmişti. Ordu dışında o kadar yaygın kullanımı vardı ki ev kadınlarından öğrencilere kadar sivil yaşama da yansımıştı. Pervitin 1938'de orduda ve savunma sanayinde kullanılmaya başlanmıştı.
1939'da, askeri doktor Otto Ranke'nin gözetiminde, yaklaşık 90 öğrencinin katıldığı Pervitin testleri yapılmıştı. Testler olumlu sonuç vermişti; öğrenciler hapların kendilerini zinde ve güçlü hissetmelerine yardımcı olduğuna dair güvenlerini dile getirmişlerdi. Polonya işgalinden önce tank sürücülerine Pervitin verilmiş ve daha sonra pilotlara da dağıtılmıştı. Bu tür bir doping kullanan Luftwaffe pilotları günde altı sorti yapabiliyordu.
Nazi ilaç fabrikası Temmler Werke’de sürekli Pervitin üretiliyordu. Örneğin sadece Fransa’ya saldırı hazırlığındaki Batı Ordusu için 35 milyon tablet Pervitin üretilmişti. Batı Ordusunun yaklaşık 3.35 milyon askerine, adam başı günlük on tablet düşüyordu.
Askerler arasında “Panzer Çikolatası” lakabını almıştı. İlaç o kadar yaygınlaşmıştı ki cepheden ailelere yazılan mektuplarda Pervitin talebi hep bulunuyordu. Ünlü Alman yazar Heinrich Böll ailesine cepheden yazdığı bir mektubunda kendisine Pervitin hapı yollamalarını istemişti.
Mart 1940’da Nazilerin baş hekimi Leonardo Conti, Pervitin için “İki saat veya biraz daha uzun süreli yorgunluğa karşı kullanılabilir. Ancak sadece uyku ile geçirilebilecek yorgunluk durumunda kullanılmamalıdır” diyerek ilacın bağımlılık özelliğine dikkati çekmişti. Nitekim bu tarihten sonra Pervitin için reçete zorunluluğu konulmuştu. Ne var ki Alman psikolog ve nörologlar her türden şikâyet için hemen reçete veriyorlardı.
En başta Hitler’in 1942’den itibaren MET bağımlısı olduğunu bizzat yardımcılarından savaş bakanı Albert Speer açıklamıştı. Bu da Hitler’in birçok hatalı kararlarla askeri zararlara neden olmasını destekleyen önemli bir faktördü. Aynı şekilde Almanya’nın ikinci adamı Herman Goering’in de uyuşturucu bağımlısı olduğu biliniyordu.

Çeşitli Pervitin ambalajları
Rusya ve Afrika cephelerinde yoğun olarak kullanılan Pervitin, en son Luftwaffe’nin 1Ocak 1945’te Müttefik meydanlarına düzenlenecek büyük çaplı saldırı öncesi uçuş ekiplerine dağıtılmıştı.
Savaştan sonra pek çok bağımlı Nazi askeri, savaş karaborsasından metamfetamin almıştı. Almanya ikiye bölündükten sonra bile 1970’lere kadar Temmler-Werke ilaç şirketi her iki orduya bu uyuşturucuyu, stokları tükeninceye kadar satmaya devam etmişti…
Japon ordusu ve savaş endüstrisinde çalışan işçiler, 1939-1945 arasında Dainippon Sumitomo ilaç şirketinin benzer özellikteki “Philopon” marka MET haplarından bir milyardan fazla kullanmışlardı.
İtalyan ordusu Mihver Devletlerle bağlantısı sonucu, sınırlı da olsa Pervitin’den kullanmıştı. Aynı şekilde Sovyetler Birliğine karşı Nazi Alman ordusuyla iş birliği yapan Finlandiya’nın ordu ve milis kuvvetleri de Pervitin tedarik edip kullanmışlardı.
ABD’nin özellikle bombardıman filo uçucuları da savaş içinde benzer nitelikteki MET haplarını uzun uçuş (özellikle Pasifik’te) görevlerinde dikkat ve dayanıklılığı arttırması amacıyla kullanmışlardı. Daha sonraları ABD bombardıman filoları İngiltere’de konuşlanınca RAF’ın (Kraliyet Hava Kuvvetleri) bombardıman uçuş ekipleri de bu haplardan sınırlı olarak tüketmişlerdi.
İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra, Alman eczacıların çoğu Amerika Birleşik Devletleri'nde uyarıcı ilaçların üretimi üzerindeki çalışmalarına devam etmişlerdi.
Sovyetler Birliği'nde Pervitin'in endüstriyel sentezi 1946'da kurulmuş ve 1954 yılına kadar psikiyatride depresyon ve narkolepsi tedavisinde kullanılmıştı.
Notlar:
*/ Hershey şirketinin kurucusu Milton Hershey çocuğu olmadığı için mirasının büyük bölümünü köpeğine bırakmıştı.
*/ II.Dünya savaşından sonra Berlin ablukasına karşı Müttefikler, Berlin Hava Köprüsü uçuşlarını başlatmıştı. ABD’li pilot Gail Halvorsen, arkadaşlarından topladığı çikolata ve şekerlemeleri küçük paraşütlerin ucuna bağlayıp Berlin’e inişlerinde havadan çocuklara atardı. Kısa zamanda bu şekerleme operasyonu yaygınlaşmış ve çocuklar da “Şekerleme Bombacısı” adını takmışlardı.
*/ Ünlü yazar George Orwell 1946’da London Evening Standart gazetesine “A Nice Cup of Tea: Bir Fincan Güzel Çay” başlıklı bir deneme yazmıştı. Yazıda güzel çay hazırlamanın inceliklerinden bahsetmişti.
*/ Dünyada her gün içilen çay beş milyar fincandan biraz fazla olup, kişi başına günlük tüketim miktarında Türkiye birinci sıradadır.
(*) İngiltere’nin ABD’ye, II.Dünya savaşı içinde aldığı tüm kredi borçları (Land-lease) ile faizlerinin geri ödemesi 2006’da sona ermişti.
*/ Linz’de bulunan ABD ve Rus askerleri, Almanlardan kalan bir fıçıda buldukları sıvıyı alkol zannederek, metanollü antifrizi içmişlerdi. Sonuçta Zafer gününde 18 Amerikalı ve 22 Rus askeri ölmüş, pek çoğu da körlük vb. ağır yaralanmışlardı.
*/ 1990’larda Rusya’da hiper enflasyon nedeniyle Ruble aşırı değer kaybetmişti. 1993’te yasaklanıncaya kadar votka (sıvı para diye adlandırılmıştı), mal ve hizmet alışverişinde bir tür takas sistemiyle kullanılmıştı.
*/ Sovyetlere karşı savaşan Finlandiyalı asker Aimo Koivunen, kuşatılınca birliğiyle beraber geriye kaçmıştı. Yorulunca -20C° de, yanındaki donmuş bir şişe Pervitin’den tek bir hap alamayınca kütle halinde donuk otuz hapın hepsini birden içmişti. Kısa bir enerji patlamasından sonra bedeni pes edip bilincini kaybetmişti. Uyandığında tek başına kalmış, tekrar kaçarken bir mayına basınca yaralanmıştı. Birkaç gün hendekte yattıktan sonra kayaklarıyla tekrar yola koyulmuştu. Açlığını bastırmak için birkaç çam filizi ve çiğ alakarga yiyerek 402km kat etmişti. Bulunduğunda 44kg ağırlığında ve dakikada 200 nabız atımıyla hastaneye kaldırılmıştı. Yine de bunları atlatmış ve 1989’da 72 yaşında ölünceye kadar sağlıklı yaşamıştı.
Başvurulan Kaynaklar:
*Tea, Coffee & Chocolate: How Fell in Love with Caffeine (Melanie King- Oxford University Press, 2015)
*WW II’s Most Unbelieveable Stories: The Wild, The Weird and The War (B.N. William – İndependently Published, 2025)
*Tea, Love and War: Searching for English Roots in Assam (David Mitchell- Matador, 2011)
*Vodka Politics: Alcohol, Autocracy and Secret History of the Russian State (Mark Lawrence- Oxford University Press, 2016)
*Taste: Surprising Stories and Science about Why Food Tastes Good (Barb Stuckey- Atria, 2013)
* Bin Bir Öykü ile Havacılık ve Uzay Psikolojisi (Muzaffer Çetingüç – Nobel Akademik Yayıncılık, 2021)
*Kokular Kitabı – IV: Lezzetler (Vedat Ozan – Everest Yayınları, 2019)
*Altı Bardakta Dünya Tarihi (Tom Stange – Kırmızı Kedi Yayınevi, 2024)
*www.snackhistory.com
*www.tea.co.uk
*www.eatshistory.com
*www.warhistoryonline.com
*www.popsi.com
*www.hersheyland.com
*www.euronews.com
*www.historycollection.com
*www.thevintagenews.com
*www.wikipedia.org
*www.perspectivesofweebly.com
*www.historyfacts.com
*www.perspectiveofWW2.weebly.com
*www.smithsonianmag.com
*www.theaviationist.com